bibilenden@gmail.com

0536 545 67 21

Ebeveyn Tutumları

Ebeveyn Tutumları

EBEVEYN TUTUMLARI

Çocuk gelişiminde ‘Anne ve babanın etkisi büyüktür!’ deriz hep. Peki bu kadar büyük bir etki yaratan, çocuğun kendine dair oluşturduğu benlik algısında temel görev alan ve karakterinin şekillenmesinde büyük rol oynayan şey nedir? Şüphesiz ki ebeveyn (anne-baba) tutumları.

Ebeveyn tutumu; anne ve babanın, çocuğun yetiştirilmesinde başvurduğu tüm sözsel ve fiziksel  iletişim şekillerini ifade eder. Çocuğun herhangi bir başarı ya da başarısızlığında çocuğa verilen tepki, çocuğa kurallar öğretilirken izlenilen yöntemler, çocuğun sorusuna verilen cevaplar ya da çocuğun ihtiyaçlarını karşılarken gösterilen davranışlar bu tutumlar çerçevesinde ortaya çıkar. Bunlar da çocuk üzerinde olumlu ya da olumsuz birçok etki yaratır.

Çocukların gelişimi üzerinde oldukça önemli olan bu tutumların temel sınıflandırmasını ve çocukları nasıl etkilediğini hep birlikte inceleyelim o halde...

 

  • AŞIRI KORUYUCU TUTUM

Bu tutuma sahip aileler; çocuklarının başarısızlık, eksiklik gibi duyguları yaşamasına dayanamaz ve aşırı kontrolcü, koruyucu şekilde davranırlar. Çocuğun yapabileceği çoğu şey anne baba tarafından yapılır. Çocuğun üzülmemesi ve ağlamaması için tüm tedbirler alınır. Karşılaşabileceği tüm zorlukları anne-baba onun adına aşar: çocuğun yeni deneyimler kazanmasına ve yaşayarak öğrenmesine engel olurlar. 

Çocuk ailenin ilgi odağı olur ve her şey çocuğa göre şekillenmeye başlar. Anne ve baba kendi ihtiyaçlarını göz ardı edip çocuğun ihtiyaçlarına ve onla ilgili her şeye yönelir. Çocuk bir şey talep etmeden anne ve baba bunu sezip ‘gerekeni’ yaparlar. 

Bu tutumla yetişen çocuklar, okula başladığında genelde uyum sorunu yaşarlar. Tek başlarına bir şey yapmak istemezler ve kendilerine güvenmezler. Kendilerini savunmakta zorlanırlar. Karar verme becerileri gelişemez. Bağımlı bir kişilik geliştirirler çünkü anne-babasına bağımlı bir şekilde büyümüştür. Ayrıca ince ve kaba motor becerileri de çok gelişmeyebilir çünkü çoğu şey anne-baba tarafından yapıldığından çocuk bunların gelişimini destekleyecek ortamdan mahrum bırakılmıştır.

 

  • AŞIRI İZİN VERİCİ TUTUM

Çocuğun her isteğini yerine getirme, çocuğa sınır koyamama durumlarının yaşandığı aile tutumudur. Çocuk aile içinde söz sahibi olan kişi haline gelir. Çoğu zaman anne baba çocuktan fiziksel şiddet görür, hakarete maruz kalır, çocuk anne babaya karşı emir kipiyle konuşur.

Anne babada sevgi tanımı çocuğun her istediğinin yapılması ve ona hayır denilmemesidir. Bu yüzden anne baba çocuğa kural koymakta ve uygulamakta zorluk çeker, hayır dediğinde ya da kural koyduğunda kendisini kötü hisseder ve bu nedenle aşırı telafi etme yoluna gider. Bu yüzden çocuk; okulda, sosyal hayatta kurallarla karşılaştığında, hayır kelimesini duyduğunda ya da arkadaşları tarafından sınırlamalarla karşılaştığında ‘sevilmediği’ yanılgısına düşebilir. Çekingenlik, okula gitmek istememe, öfke, kurallara karşı gelme gibi problemlerle karşılaşabilir.

Bu şekilde büyüyen çocuklar ileride herkese hükmetmeye, ilişkileri yönetmeye çalışabilir bunun sonucunda da insanlar tarafından yalnız bırakılabilir.

Unutmamalıyız ki çocukların anne babadan beklentisi onların ihtiyaçlarını yerine getirmek olsa da her istediklerinin yapılması ihtiyaçlarının karşılandığı anlamına gelmez. Güven duygusu ve anne babanın sosyal çevreye uyumda yol gösterici olması da çocuğun ihtiyaçlarından biridir. Çocuk öfke gibi yıkıcı davranışlarının karşısında dik duran, kural koyan, sınırlandıran ve bu tür duyguları yönetebilen ebeveyne de ihtiyaç duyar.

Bu yüzden iki yaşından itibaren sınırlar koyan, sınırlar içerisinde özgürlük veren bir ebeveyn tutumu sergilenmelidir.

 

  • İLGİSİZ TUTUM

Çocuğun davranışları karşısında ilgisiz ve umursamaz olunması, çocuğun istek ve gereksinimlerine karşı kayıtsız davranılmasıdır.

Bu tutuma sahip anne babalar genellikle çok yoğun olduğunu savunurlar ve çocuğun manevi ihtiyaçları da dahil olmak üzere bunları genellikle bakıcıya, nine ya da dedeye bırakırlar. Çocuğun sorun çıkarmasını, rahatsız etmesini istemezler. Çocuğu görmezler ta ki çocuk bir sıkıntı çıkarana kadar. Çocuk sorun çıkartırsa düşmanca davranıp sessizlik sağlandığında yine aynı moda geçerler.

Böyle yetiştirilen çocuklar anne baba sevgisine ve ilgisine açtır. Dikkati çekebilmek için de olumsuz davranışlara yönelirler ve bu yolla ilgiyi çekeceğinden bu davranışları sürdürürler.  İletişim sorunu yaşayabilir, saldırgan tavırlar gösterebilirler ve özellikle ergenlikten sonra suça yönelik davranışlar gösterme riskleri artabilir. Anne babadan görmediği ilgiyi başkalarında ararlar.

 

  • REDDEDİCİ TUTUM

Genellikle evlilik dışı ilişkiler, istenmeyen hamilelik, anne babanın bir çocukları olmasına kendini hazır hissetmemeleri, anne babanın çocuğun kariyere engel olduğu düşüncesine sahip olması, çocuğun herhangi bir engelinin olması ya da eşlerden birinin çocuğun üstüne daha fazla düşüp partnerini ihmal etmesi gibi sebeplerden kaynaklanan bir tutumdur.  

Reddedici anne baba tutumunda çocuğa sevgi, merhamet ve sıcaklık verilmez. Çocuk sürekli eleştirilir ve hiçbir yaptığı beğenilmez. Çocuğun olumlu özelliklerinden çok olumsuz özellikleri üstünde durulur.

Anne baba sürekli çocuğun yanlış yapmasını bekleyen bir tutum içinde olurlar. Ya da çocuk yanlış yapsın diye baskı oluştururlar. Diğer çocuklardan farklı davranırlar, her şeyden çocuğu sorumlu tutarlar ve çocuk evin ‘günah keçisi’ olur.

Çocuk daha fazla kötü davranışa maruz kalmamak için anne babaya karşı uysal ve sakin davranışlar sergiler ancak içten içe anne babaya düşmanlık duyguları hisseder. 

Bu tutumla yetişen çocuklar yardım duygusundan uzaktır. Sinirli, agresif bir yapıları vardır. Duygusal kırgınlıkları sıklıkla yaşarlar. Hayvanlara ve özellikle kendilerinden küçük insanlara karşı düşmanca davranırlar. Sevgiye en çok muhtaç olduğu zamanlarda reddedildiği, horlandığı için çocuğun ruhu derinden yara alır. Yoğun bir hayal kırıklığı hissederler. Güven sorunu yaşarlar. Çocuğun ergenlikle beraber hırçın, uyumsuz davranışlarda bulunması, depresif ruh hâli, intihar meyli, asosyal davranışlar göstermesi, yasa dışı davranışlara yönelmesi, evden kaçması olasıdır.

 

  • TUTARSIZ  TUTUM

Bu tutuma sahip aileler aşırı hoşgörülü davranışlar ile otoriter tutum arasında gidip gelirler. Bir gün onaylanan bir davranış başka bir gün onaylanmayabilir. Bir davranıştan dolayı cezalandırılan bir çocuk aynı davranışı tekrarladığında tepki almayabilir. Kurallar net konulmamış, sınırlar tam değildir. Konulan kurallarda tutarlılık ve süreklilik yoktur, kurallar takip edilmez, bazen konulan kuralı ebeveyn kendisi bozar.  Örneğin ebeveyn, bir gün tablet ile oynamasına izin vermezken ertesi gün yorgun olduğu için sınırsızca oynamasına izin verebilir.

Çocuk ceza ile tehdit edilir ancak çocuğun davranışı değişmemesine rağmen ceza verilmez ya da uzun süre sonra verilir. Aynı şekilde ödül sözü verilir ancak yerine getirilmez. Çocuğun adalet duygusu zedelenir. Çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edemez. Hangi davranışında hangi tepkinin geleceğini anlayamadığı için kendini güvende hissetmez. Kaygılı, çekingen bir yapı sergileyebilir ya da tam tersi kuralları umursamayan bir yapı sergileyebilir. Kontrol duygusu, özdenetim gelişmez dışarıdan komut bekler. Dışarıdan gelen geri bildirimlere göre davranışını şekillendirir.

Bu tutuma sahip ailelerde gözlenen bir diğer durum da çocuğun davranışını ebeveynlerden biri doğru bulurken diğeri yanlış olarak değerlendirebilir. Bu da çocuk için oldukça kafa karıştırıcıdır. Anne baba arasında fikir ayrılıkları elbette olabilir ancak önemli olan nokta bunu çocuğa yansıtmadan uzlaşmaya varmaktır.

 

 

 

  • MÜKEMMELLİYETÇİ TUTUM

Anne baba yaşamları boyunca ulaşamadıkları amaçlara kendi çocuklarının ulaşmasını beklerler hem de çocuğun ilgisine, yeteneklerine ve potansiyeline bakmadan. Çocuktan beklenti yüksektir ve çocuğun hata yapmasını kabullenemezler. 

Bu tutuma sahip aileler sevgiyi ve mutluluğu başarıya ya da hep bir koşula bağlarlar. Çocuk anne babanın planladığı gelecek üzerine yaşar. 

Oysa bu tutum hem anne baba hem de çocuk için fazlasıyla hayal kırıklıklarına sebebiyet verebilir. Çocuk kendisinden beklenilenleri yerine getiremediği için başarısızlık, yetersizlik ve suçluluk duygularıyla karşı karşıya gelebilir. Bu da sağlıklı kişilik ve güven gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Çocuk yetiştirirken göz ardı edilmemesi gereken en önemli noktalardan biri de şu ki: ‘Sahip olmak istediğimiz değil, sahip olduğumuz çocukları yetiştirmeliyiz.’ (Bolat, 2018)

 

  • OTORİTER TUTUM

Korkunun hakim olduğu bir ebeveyn çocuk ilişkisi görülür. Anne baba aşırı kontrolcü ve baskıcı bir tutum içerisindedirler. Çocuktan kendilerine itaat etmelerini beklerler.

Nedeni belli olmayan tartışmaya kapalı kurallar vardır. Çocuğun düşünceleri dinlenilmez, duyguları önemsenmez. Çocuk kendisinden istenilenleri ve beklenilenleri yaparsa sevilir, yapmazsa anne baba sevmeyi reddeder çocuğu cezalandırır.

Yüksek baskı ve katı disiplin gören çocuğun kendini kabul etmesi zorlaşır, uyumsuzluk görülür. Çocuk evde anne babasında gördüğü olumsuz tutumları okulda arkadaşlarına uygulamaya çalışır. Ayrıca devamlı eleştirilen bu çocuklarda saldırgan davranışlar ortaya çıkabilir. 

Bu tutuma maruz kalan çocuklar sürekli dışarıdan komut ve onay beklerler, kendi davranışı üzerinde düşünerek davranışını kontrol yeteneği geliştiremezler. Beklediği onayı göremediğinde değersizlik duyguları yaşar ve düşük bir benlik algısı ve düşük özsaygı geliştirirler.

Bu tutuma sahip ailelerin çocukları daha kolay boyun eğen, korkak, otoriteye karşı çekingen, kendinden istenileni fazlasıyla yerine getiren, kendinden güçsüzlere karşı saldırgan, otoritenin baskısı kalktığında isyankar davranan ve kural tanımayan bir kişilik geliştirirler.

 

 

 

 

 

  • DEMOKRATİK TUTUM

 

Her çocuk biriciktir ve kendine özgü potansiyeli vardır. Bu tutuma sahip aileler de bunun bilincinde olarak çocukla iletişim kurup olumlu bir benlik algısı geliştirmelerine yardımcı olurlar.

 

Çocuğun gelişim özelliklerinin farkında olup çocuğa bu doğrultuda sorumluluklar verirler. Çocuğa karşı destekleyici bir tutum sergilerler. Çocuğun başarısını tebrik edip yapamadığı noktada ise çocuğun nasıl yapabileceğini anlaması için çocuğa yardımcı olurlar. Ama asla çocuk yerine yaparak değil...

 

Çocuğun yaparak yaşayarak öğrenmesi için çocuğa fırsatlar sağlarlar. Deneyip yanılmasına izin verirler. Çocuk bunları yaşarken onun yanında olduğu güvenini çocuğa verirler.

 

Kurallara çocukla birlikte karar verilir. Bir kuralın neden olduğu, uyulmadığında nelerle karşılanacağı çocuklarla konuşulur. Yani kurallar ‘önceden’ konur. Çocuğun yaptığı bir yanlışta ya da uymadığı bir kuralda çocuğun davranışının sorumluluğunu almasına müsaade edilir. Böylece çocuğun aynı davranışı tekrarlama olasılığı azalır.

 

Çocuğa kazandırılmak istenen bir davranışta öğüt vermek yerine rol model olunur.

 

Çocuğun duyguları önemsenir, çocuk dinlenir. Sevgi herhangi bir koşula bağlanmaz.

 

Küçük yaşlardan itibaren sorumluluk alan çocuğun özdenetimi, sorunlarla baş edebilme becerisi gelişir. Duyguları önemsenip dinlenildiği ve sevildiği için kendini ve başkalarını sevebilen, insanlara güvenebilen bir birey olarak yetişir. Sosyal ve duygusal anlamda yeterli, iş birliği yapabilen, kendine güvenen, uyumlu, yaratıcı, bağımsız, sorumluluk sahibi gibi birçok olumlu özellik gösterir.