bibilenden@gmail.com

0536 545 67 21

Koçluk ve Online Terapi  Danışma Hakkında Halkımıza Önemli Duyuru

Koçluk ve Online Terapi Danışma Hakkında Halkımıza Önemli Duyuru

PSİKOLOJİK DANIŞMANLAR KOÇLUĞA NEDEN KARŞILAR ?

“ ‘Coach’, İngilizce bir kelimedir ve çalıştırıcı ile antrenör anlamına gelmektedir. Koç olabilmek için kriter olarak herhangi bir özellik aranmamaktadır. Örneğin ilkokul mezunu olmuş ve kendi akademik/eğitim kariyerini başarıyla tamamlayamamış bir insan kısa bir eğitime tabi tutularak koç olmaktadır. Bu da koçları yetersiz kılmaktadır. Koçlar sadece ‘çalıştırıcıyım’ demiyor eğitim, ruh sağlığı ve tıp gibi alanlara da girerek bu alanları da istismar ediyor. 

Ayrıca şunu vurgulamak istiyorum; ‘koç safsatası’ insanları iki türlü istismar etmektedir; işsiz insanlara ‘size koç eğitimi satalım ve iş sahibi olun’ denilip kandırılarak istismar ediliyor. Diğer yandan halkımıza yanlış sosyal ve psikolojik hizmet verilmeye çalışılarak, halkımızın hem sağlığı hem de kariyeri tehlikeye atılıyor. 

Koçluk, hayatı stabil hale getiren bir durumdur. İnsanların yirmi dört saatini tanımlayarak bireyi ‘robot’ haline getirmektedir. Bu nedenle uygun bir işleyiş ve çizgide yürümemektedirler. Biz, psikolojik danışmanlar olarak bu duruma tamamen karşıyız. 

Biz, özellikle de eğitim ve öğrenci koçluğuna karşıyız ve reddediyoruz. Çünkü;

  1. Koç, bizim dilimizde ‘damızlık hayvan’ ismidir. Tanımını reddediyoruz.
  2. MYK’nin ‘yaşam koçluğu’ alt tanımları içerisinde ‘eğitim ve öğrenci koçluğu’ yoktur, tanımlanmamıştır. Bu nedenle kanunsuz ve usulsüzdür.
  3. Öğrenciler ile ilgilenmek pedagojik ve profesyonel bir alandır. Bununla ilgili eğitimi öğretmenler almıştır ve psikolojik anlamda da psikolojik danışmanlar vardır. Kendisi üniversite dahi okumamış birisi ‘günde yüz yirmi soru çözeceksin’ diyerek; maddi anlamda aileyi ve eğitim/kariyer anlamında öğrenciyi istismar etmektedir.
  4. Bu durum ile ilgili çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ancak ticari düşünen ve eğitimi yozlaştırmış bazı üniversiteler, bu eğitimi satmaktadır. Türkiye’de eğitim açmanın ve eğitimci olmanın yasal bir kriteri olmadığı için maalesef ki bunun önüne geçemiyoruz. Bir ilkokul mezunu, terapi eğitimi açabilir ancak bu eğitimi ticari olarak kullanamaz! Herkes eğitim alabilir ancak bunu ticarete dökemez. Bu durumda yasalar devreye girer. Örneğin bir lise mezunu, kişisel gelişimi için terapi eğitimine katılabilir ancak hiçbir şekilde bunu uygulayamaz. Bu durumla ilgili Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği sadece bir yılda yaklaşık 380 tane ihbar almıştır. Bunların tamamına yakınını yasalara sunduk.

 

BU KONUDA NASIL BİR TUTUM SERGİLENMELİ ve EĞİTİM ALANINDA KİMLER TERCİH EDİLMELİ ?

Halkımızın ve iş arayan vatandaşlarımızın koçluk noktasında çok dikkatli olması gerekmektedir. Çünkü koçluk, sahteciliğin ve istismarın yer aldığı ayrıca psikolojik anlamda yanlış süreçlerin uygulandığı bir alandır. 

Görünürde eğitim koçluğu denilen işleyişin altına bakıldığında, psikolojik hizmetler ve öğretmenlik hizmeti görünmektedir. Bizler bu durumu reddediyoruz. 

Çünkü; Öğrencinin akademik başarısını yöneten ve eğitim faaliyetlerini uygulayan uzmanlar öğretmenlerdir. Psikolojik danışmanlar ise bu süreçte öğrenciye psikolojik destek sağlayan ve rehberlik hizmeti veren uzmanlardır. Öğretmenler ve psikolojik danışmanlar bu oluşumda birbirlerini tamamlayan iki kıymetli meslek grubudur. 

Zaten koçluk ile ilgili açılan hiçbir büro da yasal değildir. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığında üç tür kurum açabilirsiniz;

  1. Rehabilitasyon Merkezleri
  2. Özel Öğretim Kursu (dershane, etüt merkezi vs.)
  3. Özel Okullar

Eğitim danışmanlığı ya da eğitim koçluğu gibi öğrenci temelli bir kurum açmak yasal değildir. Bu kurumlar ihbar edildiğinde kapatılır ve ağır cezalar uygulanır.

Türkiye’de, koçluk anlamında istismar edilen 3-5 milyon arası insan var. Sadece Başkent Üniversitesi’nin 2020 yılındaki eğitim verdiği kişi sayısı yaklaşık 26 bin kişidir. Bu kendi web sitelerinde belirttikleri sayıdır.

EBEVEYNLER ÇOCUKLARINA EĞİTİM ve PSİKOLOJİK HİZMET ALDIRACAKLARI ZAMAN NELERE DİKKAT ETMELİ ? BU HİZMETİ KİM ya da KİMLERDEN ALDIRMALI ?

2003-2004 yıllarında, özel sektörde ki psikolojik danışma açlığını öngörmüştüm. Çünkü karmaşıklaşan yaşamda anne ve babanın çalışması, eğitimin zorlaşması gibi durumlar söz konusudur. Ebeveynler olarak, çocuklarımızın akademik ve iş hayatında başarılı olmasını istiyoruz. Ancak çalışıyoruz ve bu konuda eğitimsiziz. Çocuklarımızla yeterince ilgilenemiyoruz. Hatta evde çalışan annelerimiz bile çocuğuna bir profesyonelin yardımcı olmasını istiyor. Yirmi üç yıldır MEB’de çalışmaktayım ve anne-babalardan en çok duyduğum cümleler; ‘hocam söylüyoruz ama yapmıyor/çalışmıyor, nasıl çalıştıracağımızı bilmiyoruz ya da onlara nasıl yaklaşacağımızı bilmiyoruz’ cümleleridir. Ayrıca çocuklarımız zaman planlaması oluşturma konusunda problemler yaşamaktadır. Biz bağımlı bir toplum olduğumuz ve başarıyı dışsallaştırdığımız için çocuklarımız bu süreçte yanlarında yürüyecek birisine ihtiyaç duymaktadır. Ancak şuan bununla ilgili bir sektör bulunmamaktadır. Yine de aileler ‘Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik’ diploması olan meslektaşlarımdan bu hizmeti alabilirler.

Halkımız -gerek bireysel gerek kurumsal hizmet alacak olsun- hizmet alacağı kişinin diplomasını mutlaka sormalıdır. Örneğin çocuğunuzu bir dershaneye ya da özel okula kayıt ettireceğiniz zaman ilk soracağınız soru; ‘Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisinizde çalışan kişi hangi bölümden mezun?’ olsun. Çünkü okulların profesyonel çalışıp çalışmadığını psikolojik danışma ve rehberlik servisinde yetkin (PDR mezunu) kişiler çalıştırıp çalıştırmadığından anlayabilirsiniz. Eğer psikolojik danışma ve rehberlik servisinde başka bölüm mezunu bir kişi çalıştırıyorsa bu, kurumun her türlü masraftan kaçındığını gösterir. Hatta tuvaletteki hijyen malzemesinin bile merdiven altını alıyordur. Çünkü sırf daha az ücret ödemek için böyle profesyonellik gerektiren bir pozisyonda başka bölüm mezunu kişiyi çalıştıran bir kurum, eğitime önem vermiyor ve gerekli titizliği göstermiyordur. Eğer kurum bu diplomayı göstermiyorsa; kalkın ve orayı terk edin.

PSİKOLOJİK DANIŞMAN SEÇERKEN HANGİ BELGELERE DİKKAT EDİLMELİ ?

Belge, yeterlilik demektir. Yani bu işi yapmaya dair yeterli olduğunun göstergesidir. Örneğin diplomalar ve devletimizin şart koştuğu belgeler (bknz. Aile Danışmanlığı Sertifikası) yeterliliği temsil eder. Ama ‘WISC-R’ gibi yönergesinde belirli bir saat bu testin eğitimini almayı zorunlu kılan bir test ise bu eğitimi almamış kimse bu testi uygulayamaz. O yüzden bu tür testler uygulanacağı zaman, hizmet alacağınız kişiye eğitimini alıp almadığını mutlaka sorun. Yine de şunu söyleyeyim, asıl önemli olan belge diplomadır

 

ONLİNE TERAPİ / DANIŞMA FAYDA SAĞLAR MI? YAPILMASI UYGUN MU?

Online terapiyi/danışmayı reddetmiyorum. Ancak iki yıl öncesine kadar olumlu bakmıyordum. Olumlu bakmama sebebim ise şudur ki; ben yirmi dört yıldır psikolojik danışma yapıyorum ve danışanın bir kaş, göz ya da el hareketi danışmana bir mesaj verebilir ve danışmanın online terapide bu mesajları yakalaması çok zordur. Öte yandan içerisinde bulunduğumuz pandemi süreci bizleri ‘online terapiye / danışmaya’ mecbur kılmaktadır. Bunu göz önüne aldığımızda derin patolojik ya da derin duygusal konularda online danışma yapılmasını uygun görmüyorum. Ama günlük yaşam yoğunluğunda ki problemlerde ya da gelişimsel konularda online danışma yapılabilir.