bibilenden@gmail.com

0536 545 67 21

Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Cinsel Kimlik ve Cinsel Yönelim

Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Cinsel Kimlik ve Cinsel Yönelim

Neredeyse bütün bedenler aynıdır. İnsan ırkı temelde birbirine benzeyen anatomik yapılarla donatılmıştır. Et ve kemiğin ötesinde bilincimiz olmasa belki bunun farkına bile varamazdık. (Neyse ki bizi biz yapan bilincimiz farklılaşabiliyor) 

Kalıtımsal ve çevresel etkilerden dolayı insan bedeninde oluşan farklılaşmaları saymazsak; fizyolojik açıdan daha gelişmiş ya da daha az fayda sağlayan organlar günümüzde mikro düzeyde değişim göstermektedir. Makro düzeyde bir değişim için binlerce yıl gerekir.

Organların farklılık göstermesinin ya da organların değişiminin konumuzla olan ilgisi aslında insanların yanlış biçimde geliştirdiği kalıp yargılara vurgu yapabilmek içindi. Öyle ya da böyle: Hepimiz bedenlerine hapsolmuş ruhlarız. Hiçbirimiz bedenini, hormonlarını seçerek dünyaya gelmedi. Bu nedenle insanların ifade ettiklerine odaklanmalıyız. Nasıl göründüklerine değil ne hissettiklerine, ne düşündüklerine bakmalıyız. İnsanlara insanca yaklaşmanın tek yolu bu.

 

İnsan bedeninde, organların farklılık göstermesi bakımından en temel farklılık cinsiyet farklılaşmasıdır.

Cinsiyet kavramını çift anlamlı düşünmeliyiz. Bilimsel literatüre göre düşünebilmemiz için bu iki anlamı İngilizce yazılışlarıyla ayırmak daha kolay olacaktır.

Cinsiyet /Sex : Doğuştan getirdiğimiz biyolojik cinsel yapımızdır. 

Erkek ve kadın cinsiyetleri arasındaki farklar anatomik ve fizyolojiktir. Bu bakımdan "cinsiyet" biyolojik farklılıklarla ilgilidir. Örneğin, erkek ve dişi cinsel organlarının hem iç hem dış yapısı farklıdır. Benzer şekilde, erkek ve kadın bedenlerinde bulunan hormonların seviyeleri ve türleri farklıdır. Genetik faktörler bireyin cinsiyetini tanımlar. 

Kadınlarda iki X (XX) dahil 46 kromozom vardır ve erkeklerde bir X ve bir Y (XY) dahil olmak üzere 46 kromozom vardır. Y kromozomu olduğunda (ya da baskın olduğunda) anne karnındaki bebeğin cinsel organları, erkek cinsel organları şeklinde biçimlenme sinyalleri gösterir. ( Bu durum her zaman olması gerektiği gibi olmayabilir)

Cinsiyet/ Gender: 

Toplumsal açıdan cinsiyete yüklenen anlamlardan oluşur. Kadın ve erkekten oluşan toplumların kurallarını, rollerini ve ilişkilerini ifade eder. Kadınların ve erkeklerin sosyal olarak inşa edilmiş özellikleridir. Toplumdan topluma değişir ve değiştirilebilir.  

Not: Cinsiyet rolleri toplumlar arasında büyük farklılıklar gösterir.

‘Gender’ kavramına yüklenen toplumsal değerler ve cinsiyeti kültürel açıdan ifade ediş biçimleri toplumsal cinsiyet rollerinin gelişmesine ve bu doğrultuda cinsiyetlere yönelik stereotipik ( dayatmacı klişelerden oluşan) bir bakış geliştirilmesine neden olmuştur.

Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Cinsiyet rolleri kişilerin cinsiyetine, cinselliğine göre genel olarak kabul edilen, uygun görülen ya da arzulanan davranış tiplerini zorla kabul ettiren toplumsal normlardır. Toplumun bireye uyguladığı bir çeşit ‘zoraki kültürleme’dir. Biyolojik kökeni olmaksızın kadına ve erkeğe biçilmiş tüm beklentileri, davranış kurallarını ve ifade biçimlerini içine alır. 

Örneğin, erkek çocukların araba ile, kızların ise bebekle oynamayı tercih ettikleri varsayımı bu anlamda ‘gender’ kavramının kapsamı içine girer. 

‘Çocuk doğurmak’ biyolojik cinsiyetle (sex) ilişkiliyken, ‘baba’ ve ‘anne’ olmak birer sosyal yapıdır ya da başka bir deyişle, toplumun rol beklentileridir. 

Namus Kavramı Açısından Bakış: 

Erkek çocuğunun güçlü bir kahraman olduğu, kız çocuğunun güçsüz bir prenses olduğu oyunlar toplumun rol beklentisinden ortaya çıkar. İlerleyen yaşlarında aynı çocuklar bu sefer kadının sahip olduğu düşünülen ‘namus’ kavramı etrafında aynı oyunu oynayacaklardır. Toplumlarda kadın sahip olduğu namusu koruyamayacak kadar güçsüz kabul edilirken erkek o namusu koruyan bir muhafızdır. Bireyselliğin ve kadının özgürlünün yeterince gelişmediği toplumlarda kadın ‘namus’ kavramı üzerinden erkeklerin aidiyetine girer. Kadının önceden babası tarafından korunan namusu sonrasında kadının evleneceği kişi tarafından korunur. 

Bu toplumlarda cinselliğini evlilik dışı yaşayan kadınlar ‘namus’ kavramını yitirmiştir ve bu nedenle değersizleşir. Namusunu koruyan, evlilik yoluyla cinselliğini yaşayan kadın ise kutsallaşır. Varlığı olduğundan daha büyük anlamlar ifade eder. Bu nedenle sosyal bir yapının bileşeni olan ‘anne’lik bu gibi toplumlarda ‘baba’lığa göre daha büyük anlamlar taşır. 

Özetle gender kavramı, insan ilişkilerinin birçok detayını etkiler.

Toplumsal Cinsiyetin Etkileri

Dünya tarihi erkek egemen toplumların tesirinde biçimlenmiştir. Son 100 yıla baktığımızda bile ‘kendine ait bir oda’sı olan kadınların sayısı yeni yeni erkeklere denk hale gelmektedir.

Birçok kültürde, erkeklerin deneyimleri ve perspektifleri norm olarak kabul edilir. Güç kullanımı, özellikle halka açık alanda, ‘erkeklik, adamlık’ olarak algılanır. Birçok kültürde, erkekler ailenin, grubun ve halkın reisi varsayılırken kadınlar takipçiler ve destekçiler olarak varsayılırlar. Bu tip varsayımlar, kadınların kendi hayatlarını etkileyecek kararlar üzerine çok az şey söyleyebilecekleri anlamına gelebilir. 

Ayrıca, bu geleneksel rolleri takip etmeyen erkeklerin de toplum tarafından eleştirilmesi anlamına da gelebilir. Toplumsal cinsiyetin sosyal olarak yapılanmış bir fikir olmasından dolayı, kadın ve erkek rolleri hakkındaki baskıcı kanıları değiştirebiliriz. Toplumsal cinsiyet adaleti dediğimiz de budur. 

Doğduğumuz andan itibaren toplumsal cinsiyet hakkındaki tüm sosyal yapılanmadan etkilenmekteyiz. Erkeksilik, genç erkeklerin düşünce biçimlerine birçok farklı şekilde işlenir. onlara Hislerini reddetmelerine, fiziksel açıdan güçlü olmaya, diğerlerini baskılayarak ya da onlarla yarışarak üstünlüklerini ispat etmelerini isteyen sosyal bir baskıya maruz kalırlar.

Bu gibi nedenlerle diğerleri üzerinde güç kullanımı ve şiddet, erkekliğin sembolleri olarak görülebilir. Bu tür bir sosyalleşme, hepimizin insanlığını küçültür. Erkekler ve genç oğlanlar, onları askerliğe hazırlamak için sert davranışlara maruz bırakılabilir. Savaşın kendisi, erkeklere karşı toplumsal cinsiyet şiddetidir, erkekler ve oğlanlar olarak öldürmeye zorlanırlar. 

Hala erkek egemen kültürün etkisinden sıyrılamayan kızlar ise sıklıkla, zekalarını yok saymaya, iyi dinleyici olmaya, düzgün ve boyun eğen olmaya ve diğerlerinin ihtiyaçlarını kendininkinden önce tutarak değerli olduklarını kanıtlamaya dönük biçimde sosyalleşirler. Oldukça özgeci bir davranış biçimleri vardır.

Edilgenlik ve adaletsizlik karşısında sessiz kalmak, bu durumu onaylamak ‘kadınlık’ olarak görülebilir. Bu tür bir sosyalleştirme ise insani değerleri alt üst ederek kurbanlığı öne çıkarır. Bunun en büyük toplumsal ispatı: Savaş dönemlerinde 7’den 70’e bütün erkekler cephelere giderken kadınların korunaklı yerlere taşınmasıdır. Kadınları ve çocukları korumak, savaş nedeni oluşturmak veya savaşı haklı çıkarmak için kullanılan propoganda aracı dahi olabilir. Savaşın kendisi, kadınlara karşı toplumsal cinsiyet şiddetidir, kadınlara tecavüz ve cinsel şiddet bir savaş silahı olarak kullanılır. Amerikan askerlerinin demokrasi(!) götürdükleri yerlerdeki kadınlara tecavüz etmeyi kendilerine hak görmeleri bunun en açık ispatlarından birisidir. Az gelişmiş kültürlerde kadınların savaş ganimeti olarak alınması da yine aynı fikri destekler niteliktedir.

 

Günümüzde toplumsal cinsiyet rolleri sabit değildir. Pek çok toplumda, erkekler geleneksel olarak kadınlara ait olarak görülen rolleri giderek daha fazla üstleniyor ve kadınlar daha önce çoğunlukla erkeklere verilen rolleri rahatlıkla oynayabiliyorlar. Toplumsal cinsiyet rolleri ve toplumsal cinsiyet stereotipleri oldukça akışkan hale gelmiştir ve gittikçe daha eşit bir anlayışa yönelmelidir. İnsana değer verilmeyen toplumlarda hala kadına yönelik şok edici şiddet durumları, katliamlar söz konusudur. Bu noktada bu toplumların kültürel yapılarını incelemek ve soruna neden olan zihniyetin kaynağına müdahale etmek gerekir.

Not: Her birey bir aileyi, her aile ise bir toplumu meydana getirir. Ruh sağlığı çalışanları, toplumbilimciler eğer bireyi ve aileyi değiştirebilirse toplum da değişir. Böylece insaniyet gelişir. Böylece bitmez sanılan gecelerimize batmayan güneşler doğar. 

 

Cinsel Kimlik

İnsanlar doğdukları andan ölecekleri ana kadar bir kişilik gelişimi içerisinde olurlar. Bizi biz yapan kişiliğimizi insanlara aktarabilmek ‘kimlik’ oluştururuz. 

Toplumsallaşma isteği/ zorunluluğu olan bütün bireyler kimlik geliştirir. Geliştirilen bu kimlik topluma sunulur. Birey için geliştirdiği kimlik önemlidir çünkü kimlik, bireyin ne olduğunu ve nelere sahip olduğunu ortaya koyar. Kimlik, kişinin, kendine yönelik algılarından oluşur. 

Cinsel kimlik de insanın kimliğini oluşturan alt sınıf bir kimlik türüdür.

Cinsiyete yönelik kavramlar hakkında bilgi sahibi olmamız kendimizin ve toplumun bilincine ışık tutacaktır. Zira, farklı olana tahammülsüzlük yalnızca kendi doğrularını gerçeklik kabul edenlerin bir sanrısıdır. 

Cinsel kimlik,

Kişinin kendi cinsiyetini algılama biçimidir. Kişi, erkeklik veya dişilik bakımından kendi algılarını oluşturabilir. Cinsel kimliğin ayrımını yaparken kişi duygusal ve/ veya cinsel açıdan ilgi duyduğu kişilerden hareket eder. Cinsel kimlik oluşumu  biyolojik, psikolojik , sosyolojik ve bilişsel dinamiklerin etkileşimine de bağlıdır.

Cinsel kimlik, cinsel yönelim ile karıştırılmamalıdır. Birbiriyle ilişkili olan bu iki kavram birbirinin yerine kullanılamayacak farklılıklara sahiptir.

Cinsel Yönelim

Cinsel yönelim kişide cinsel duygu, istek ve davranışların belli bir cinsiyete çekimidir. 

Örneğin; Cinsel yönelim karşı cinse olduğunda heteroseksüellik, kendi cinsine dönük olduğunda eşcinsellik, her iki cinse dönük olduğunda biseksüellik adı verilir. Farklı cinsel yönelimlerin varlığı insan cinselliğinin çeşitliliğinin doğal bir sonucudur. 

Bu yönelimlerin hiçbiri diğerinden daha doğal, daha sağlıklı, daha üstün, daha ‘normal’ değildir. Her birinde kişinin sağlıklı bir kişilik yapısı geliştirmesi, uyumlu ve tatmin edici kişilerarası ilişkilere sahip olması, sosyal ve mesleki işlev görmesi, cinsel ve duygusal derinlikli ilişkiler yaşayabilmesi mümkündür.

Cinsel yönelim kişinin erkek ya da kadın fiziksel özelliklerine sahip olmasıyla, yani biyolojik cinsiyet özellikleriyle, kendisini erkek ya da kadın olarak kabul etmesiyle, yani cinsel kimlikle, toplumca kadın ya da erkeğe özgü olduğu kabul edilen davranış ve görünüme sahip olmasıyla, yani toplumsal cinsiyet özellikleriyle doğrudan ilişkili değildir. 

Dışarıdan gözlenerek kişinin cinsel yönelimi anlaşılamaz, sadece kendi ifadesi ile bilinebilir. Cinsel yönelim sadece cinsel etkinlikle ilgili değildir; bir erkeğe heteroseksüel denilmesi için bir kadınla cinsel birlikteliği olması gerekmediği gibi, bir kadının başka bir kadınla ilgili cinsel fantezileri olması ya da cinsel/ duygusal yakınlık duymuş olması tek başına o kişiyi eşcinsel yapmaz. Cinsel yönelim çok boyutlu olarak değerlendirilmesi gereken ve insan yaşamının geneliyle ilgilidir. İnsanın, hangi cinse çekim duyduğunun değerlendirilmesi ile anlaşılabilir.

 

LGBTİQA+

( lezbiyen, gay, biseksüel,trans, İ interseks, Q, queer,aseksüel, agender, aromantik,diğer çeşitli cinsel yönelimler ve cinsiyet kimlikleri içindir )

LGBTİQA+ Farklı cinsel yönelimlerin bir araya geldiği ve insanların sahip olduğu bütün cinsel yönlerin ele alındığı bir spektrumdur esasında

Bu spektrum üçe ayrılarak incelenebilir:

  1. Cinsel / Romantik yönelim
  2. Cinsiyet kimliği
  3. İnterseks koşullar

 

Cinsel/ Romantik Yönelim

1. Cinsel Yönelim

Bu, farklı cinsiyetten, aynı cinsiyetten veya daha fazlasından insanlara cinsel bir çekimdir. 

Aseksüel yönelim: Herhangi bir cinsiyete çekicilik yok 

Biseksüel yönelim: Aynı cinsiyete ve farklı cinsiyetlere çekicilik 

Heteroseksüel yönelim: Farklı bir cinsiyete ilgi. 

Eşcinsel yönelim (geyler ve lezbiyenler): Aynı cinsiyete ilgi. 

Panseksüel yönelim: Cinsiyete bakılmaksızın genel olarak insanlara karşı ilgi. 

Çoklu seksüel (Poliseksüel) yönelim: Farklı yönelimlere sahip kişilere ilgi. Poliseksüeller tüm cinsiyetlere ilgi duymayabilir. Bunun yerine, ikili cinsiyet anlayışının dışında transgender, interseksüel, iki ruhlu ya da üçüncü cinsiyetten olanlara ilgi duyabilirler.

 

Not: 

Cinsel yönelimleri heteroseksüel, gey / lezbiyen veya biseksüellere tam olarak uymayan insanlar kendilerini Queer olarak görürler. Queer, akışkan bir cinsellik biçimidir. Geçişkendir.

Pek çok aseksüel insan aseksüelliği dördüncü cinsel yönelim olarak görüyor çünkü hiçbir cinsiyete ilgi duymadıklarından dolayı kendilerinin diğer cinsel yönelimlerle aynı spektrumda değerlendirilmesini istemiyorlar. Aseksüel insanlar homojen bir grup değildir ve aseksüel insanlar arasında çok fazla çeşitlilik vardır. Bazı aseksüel insanlar hiç romantik ve cinsel ilgiye sahip değilken, bazılarının sadece cinsellik olmadan romantik ilişkileri var. Bu durumda, farklı bir cinsiyete, aynı cinsiyete, iki cinsiyete vb. karşı romantik bir şekilde davranabilirler. 

Bu nedenle, aseksüel insanlar söz konusu olduğunda, cinsel yönelimleri ile romantik yönelimleri arasında bir fark olduğunu söyleyebiliriz.

 

2. Romantik Yönelim

Bu, farklı cinsiyetten, aynı cinsiyetten veya daha fazlasından insanlara romantik bir çekimdir

Aromantik: Herkese romantik çekim eksikliği

Biromantik: Aynı cinsiyete ve farklı cinsiyetlere yönelik romantik çekim

Heteroromantik: Farklı cinsiyetten kişilere karşı romantik çekim

Homoromantik: Aynı cinsiyetten kişilere karşı romantik çekim

Panromantik: Cinsiyete bakılmaksızın birine karşı romantik çekim

Polyromantic: Birden çok cinsiyete - ancak hepsine değil - karşı romantik çekim

( Bunların dışında başka romantik yönelimler de bulunmaktadır )

 

Cinsiyet Kimliği

Toplumsal cinsiyet, bir kişinin kendisi hakkında nasıl hissettiğidir: ister erkek, ister kadın, ya da ikisi de olsun, olmasın. Oysa cinsiyetimiz, doğumda, tipik olarak erkek veya tipik olarak dişi olan cinsel organlarımız olup olmamasına göre belirlenir. Cinsiyet kimliği, bir kişinin biyolojik cinsiyetiyle eşleşebilir veya eşleşmeyebilir. Dolayısıyla, cinsiyet kimliklerine bağlı olarak iki ana insan grubu vardır:

 

Cisgender kişiler: Cinsiyet kimliği doğumda atandıkları cinsiyetle eşleşenler

Trans kişiler: Cinsiyet kimlikleri doğumda atandıkları cinsiyetle eşleşmeyenler

Birçok trans kişi kendilerini erkek ya da kadın (ikili translar) olarak tanımlıyor. Bununla birlikte, kendilerini hem erkek hem de kadın, cinsiyetsiz veya tamamen başka bir cinsiyet olarak tanımlayan ikili olmayan ve daha cinsiyetçi insanlar da var.

Trans bireyler kadar cisgender kişiler de herhangi bir cinsel yönelime sahip olabilir.

Not: Translığın iyi anlaşılması gerekmektedir. Trans bireylere yönelik oldukça çarpık bakış açıları söz konusudur.

 Transeksüellik, doğumunda cinsiyet ataması erkek/ kadın olarak gerçekleşen ancak kendini karşı cinsiyet olarak tanımlayan kişilere verilen isimdir.

Transeksüellik için kullanılan terimler travestilik ile karıştırılmamalıdır. Trans bireyler, heteroseksüel, biseksüel, eşcinsel, aseksüel olabilir veya başka terimlerle kendilerini tanımlayabilirler. 

Oysa travestiler,  genellikle cinsel haz almak amacıyla, karşı cinsin kıyafetlerini giyerler. Travestilerin çoğunluğu erkektir. Travestilik bir transgender türüdür. Transseksüel, belirli bir cinsin fiziksel karakteristikleri ile doğduğu halde duygusal ve psikolojik anlamda kendisini diğer cinse ait hisseden kimsedir. Erkek ya da kadın transseksüeller cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmeden önce genellikle bir süreliğine karşı cinsin kıyafetlerini giyerler.

Travestilik bir cinsel yönelim değildir. Bir travesti heteroseksüel ya da eşcinsel olabilir.

 

 

İnterseks Koşullar

Bazı insanlar her iki cinsten fiziksel özelliklere doğuştan (birincil ve / veya ikincil) sahiptir.

Neden olan başlıca sebepler:

Kromozom bozuklukları, atipik cinsel organlar veya üreme organları, cinsiyetle ilgili hormonların aşırı üretimi veya yetersiz üretimi. Yaklaşık 100 farklı interseks durumu vardır.

 

İnterseks kişiler ve interseks olmayan kişiler herhangi bir cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine sahip olabilir. Çoğu durumda, kendilerini kadın ya da erkek olarak görüyorlar, ancak bazıları kendisini ikisi birden görüyor/ görmüyor. Bu nedenle, bir kişi interseks olabilir ve kendisini aynı zamanda transseksüel veya diğer yönelimlerin içerisinde görebilir.

Not: 

Birçok interseks kişi, onları erkeklere veya kadınlara olabildiğince yakın hale getirmek için çocuklukta cinsiyet tayini ameliyatı ve / veya hormon terapisi geçirir. Bununla birlikte, çoğu durumda, interseks kişilerin cinsiyet kimlikleri, fizyolojik olarak sahip oldukları yapılarla eşleşmez. Bu nedenle, genellikle başka bir cinsiyete geçiş yaparlar ve bu nedenle trans olarak da tanımlanabilirler.

“Her insan bir dünyadır.”

G. Herbert

 

Ahmet Emirhan Oğuz